kuran

Kuran’da Cömertlik

Ayetler

Kuran-ı Kerim’in yardımlaşmayı ve Allah yolunda harcama yapmayı öğütlediğini tahmin etmek zor değildir. Aynı kabilden olmak üzere; cimrilikten imtina etmemiz öğütlenmektedir.

“İşte siz, Allah yolunda harcamaya davet olunan kimselersiniz. Fakat, sizden cimrilik edenler vardır. Kim cimrilik ederse ancak kendi aleyhine cimrilik eder. Allah kendi kendine yeterlidir, siz muhtaçsınız. Eğer yüz çevirirseniz, sizi başka bir toplum ile değiştirir. Sonra onlar, sizin benzerleriniz de olmazlar.” (47:38)

Allah yolunda harcama yapmak; genel olarak infak kavramıyla ele alınır. Bu kavram; yakınlardan başlayarak, ihtiyacı olanlara yardımda bulunma anlamına gelmektedir.

Bu kavramı genişletirsek; zekat ve sadakayı da Allah yolunda harcama kapsamında değerlendirebiliriz.

Bu bağlamda; cimrilikle ilgili örnek iki ayeti daha inceleyelim.

“Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse şüphesiz Allah’ın ihtiyacı yoktur. Hamde layık olan O’dur.” (57:24)

“Kim cimrilik eder, kendini ihtiyaçsız sayar, en güzeli de yalanlarsa, biz de onu en zora hazırlarız. Düştüğü zaman da malı kendisine hiç fayda vermez.” (92:8-11)

Bu şekilde; Allah yolunda harcama yaparken cimrilikten uzak durmanın öğütlendiğini net bir şekilde görmüş olduk. Peki, cömertliğin sınırı var mıdır? Bu sorunun cevabını da yine Kuran’da bulabiliyoruz.

“Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.” (17:26-27)

Bu ayette; yardımlaşmanın sağduyu çerçevesinde yapılması gerektiğini anlıyoruz. Savurganlık yapmak yerine, ölçülü bir yardımlaşma yaklaşımının benimsenmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Bu ölçünün ne olduğunu da, aynı ayetin devamında görüyoruz.

“Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma ki herkes tarafından ayıplanan, kaybettiklerine hasret çeken bir hale düşmeyesin.” (17:29)

Bu ayetten; cömertliğin sınırının, kendimizin muhtaç duruma düşeceği nokta olduğunu anlıyoruz. Cimrilikten uzak durayım derken ihtiyaçlarımızı karşılayamayacak duruma gelirsek, öğütlenen sınırı geçmiş oluruz.

Faydaları

Cömertliğin temel toplumsal faydası; fazla kaynağa sahip olanlardan az kaynağa sahip olanlara doğru bir akış sağlanması ve toplumda genel denge ile refahın yükselmesidir.

Kişisel faydası ise, maddeye olan bağımlılığı azaltmasıdır. Two Factor Theory: An Approach to Life Satisfaction yazısında ifade edildiği gibi; sahip olma bağımlılığı insanı sürekli madde peşinde koştuğu ama daha fazla maddeyle tatmin olamadığı bir kısır döngüye sokar. Elindekilerden vermek, bu bağımlılığı azaltacağı için bu döngüyü kırmak ve manevi doyuma dönme yolunda yardımcı olabilir.

Belki de bu yüzden; Kuran insanın sevdiği mallarından vermeyi öğütler.

“Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyilik mertebesine eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, hiç şüphesiz Allah onu bilir.” (3:92)

Atıl mallardan vermek; toplumsal denge ve fayda açısından yine güzeldir. Ancak; kişinin sevdiği mallarından vermesi, toplumsal faydasının yanı sıra madde bağımlılığını azaltacak kişisel fayda da içerir.

Standard

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s