Asım Can Gündüz anılarım

Bu yazıda, 1998-2000 aralığında birlikte çaldığım Asım Can Gündüz ile ilgili bazı anılarımı paylaşmak istiyorum. İleride arşiv / araştırma / belgesel tarzı çalışmalar yapacak kişilere faydası olmasını umarım.

Tanışmamız

O zamanlar üniversite öğrencisiydim, BlueSaint grubuyla birlikte Taksim Sıra Selviler’de “Blues Bar” adlı mekanda çalıyorduk (artık kapandı). Roxy’e yakın konumda olan bu mekan, o yılların hatırı sayılır gruplarından İstanblues ve Soul Stuff gibi isimleri de ağırlıyordu.

Salı akşamı başladığımız bu mekanda, cuma + cumartesi grubu olarak yerimizi almıştık. Bizim için olağan denebilecek bir akşamda, kapıdan Asım Abi girdi ve en arkaya oturup bizi dinlemeye başladı. Performansımız tamamlandığında, bizimle tanışıp tebrik etti.

Sonradan; Asım Abi’nin buraya ortak olup, Barbecue Blues Cafe diye bir mekana çevirmeyi planladığını öğrendik.

Sosis

Asım Abi bazı programlara bizimle birlikte katılıp çalmaya başlamıştı. Günler birbirini kovaladı, ve yeni adıyla Barbecue Blues Cafe’nin açılışına sıra geldi.

Mekanı; sosis, patates ve bira satan Amerikan tarzı bir yere çeviren Asım Abi, açılışa basın ve sanat çevresinden epey insan çağırmıştı. Programı BlueSaint olarak biz başlattık, ve 2-3 parça sonra gitarıyla Asım Abi de bize katıldı. Ancak, bizim bile bilmediğimiz bir sürprizle…

Asım Abi, sahneye elinde devasa bir sosisi sallaya sallaya gelmişti.

Bu sosisle ilgili, kolaylıkla tahmin edebileceğiniz doğrultuda bir takım espriler yaparak herkesi gülmekten kırıp geçirdi. Akabinde, hayatımda ilk kez gördüğüm bir şeye şahit oldum: Sosisle tellere vura vura gitar çalmaya başladı.

Mustang Sally’i çalmaya başladığını anlayıp biz de kendisine katıldık. Bir yandan söylüyor, bir yandan sosisle gitar çalıyor, bir yandan da arada sosisi ısırıp yiyordu. Parçanın finalinde, sosisten kalan son parçayı havaya atıp, ağzıyla kapıp, son vuruşu yaparak şarkıyı bitirdi.

Şaşkınlık, kahkaha ve alkış birbirine karışmıştı. Asım Abi, mekanı sosis satılan bir yere çevirdiğini şüphe bırakmayacak ve unutulmayacak şekilde herkese anlatmış oldu.

Fıkra Gecesi

Asım Abi, Barbecue Blues Cafe’de salı akşamlarını canlı müzik yerine “Müstechen Fıkra Gecesi” ilan etmişti. Mekana gelenlerden, isteyen istediği zaman mikrofona gelip fıkra anlatabiliyordu. Yanlış hatırlamıyorsam; fazla kahkaha ve alkış toplayan kişilere de bir şeyler ısmarlıyordu.

Asım Abi’nin anlattığı öyle bir fıkra vardı ki, hala hatırladıkça gülerim. Zira müzisyenliğinin yanı sıra çok iyi bir Showman olan Asım Abi, fıkrayı anlatırken bir yandan canlandırıyordu.

Sütlaç

Çok matrak ve komik biri olan Asım Abi, programlardan sonra genelde bizimle çorbacıya gelirdi. Biz henüz çorbamızı yarılamadan, bütün bir tavuğu bitirip bir tane daha sipariş ettiğini hatırlıyorum. Üzerine aynı anda iki sütlaç sipariş etmiş, ve masayı sallayıp “Bakın aynen kadın göğsü gibi sallanıyor!” diye bizi güldürmüştü.

Rüya Takımı

Asım Abi; BlueSaint ile sahne almanın yanı sıra, benim için “rüya takımı” denebilecek ayrı bir orkestraya da beni dahil etti.

Gitar & vokalde Asım Abi, davulda Kerim Çaplı, harmonikada (John Lee Hooker ekibinden) Robin Harp, klavyede ben, ritm gitarda (BlueSaint’ten) Güray Oskay, bas gitarda da (İstanblues’dan) Gökhan vardı.

Beni başta ürküten bu kadro ile yaptığımız performanslar, benim için bir okul gibiydi. Burada gördüğüm ve öğrendiklerimle; müzikal yolculuğumda kendi çapımda bir üst basamağa çıktığımı söyleyebilirim.

Terzi

(BlueSaint’ten) Mehmet Ozman ile, Asım Abi’ye güzel bir Web sitesi yapmak için kolları sıvamıştık. Mehmet grafik tarafını, ben ise kodlamayı yapıyordum. Bu çalışmalardan birinde, yakındaki bir büfeye bir şeyler atıştırmaya gittik.

Asım Abi’nin yanında, adını hatırlamadığım kadın bir arkadaşı vardı. Şifayı kapmış gözüküyordu, burnu akıyor, hapşırıyordu. Asım Abi, samimi olduğu büfeciye “yok yok” denecek bir karışım yaptırdı.

Kadın, “İştahsızım, içemem” deyince de; hala unutamadığım ve hepimizi kırıp geçiren şu cevabı vermişti: “Bak canım bunu terzi gibi içeceksin: Dike dike”.

Gitar

Asım Abi’nin; meşhur pembe Fender’inden önce yabancı bir ustaya özel yaptırdığı birkaç gitarı vardı. Samimiyetimiz ilerledikten sonra; bir gün beni davet etti ve bu özel yapım gitarlarını gösterdi. “Bunlardan hangisini istersen alabilirsin, sana çok uygun bir fiyattan yarı hediye niyetine vereceğim” dedi.

Açıkçası gitarların her biri, benim o yaşta ve bütçede rüyamda bile göremeyeceğim kalite ve seviyedeydi. Ancak, gönül eşit sevmiyor; denediğim gitarlardan bir tanesini diğerlerinden daha fazla sevdim.

Bu gitar; diğer pek çok gitarı gibi, ışıklı, 24 perdeye sahip ve arkasında Besmele yazan bir enstrümandı. HSH dizilimine sahipti. Gitarın arkasında aynı zamanda “Mr. Dream Remington” yazıyordu. Bunun, kendisinin Amerika’da iken kullandığı bir lakap olduğunu daha sonra öğrendim.

Bu gitarla ilk kez sahne aldığımda, Asım Abi gülmüş ve “Ferrari koltuğuna ilk kez oturmuş sürücü gibisin” demişti. Zamanla gitarın tonlarını ve kontrol etmeyi öğrendim ve bu gitar çok uzun yıllar bende kaldı.

Gitarı bir ara (Mavi Sakal’dan) Tanju Eren de ödünç aldı. Gitar bana geri geldikten sonra, Burçin Ankara ile birlikte modifiye ettik. Zebra manyetikler koyduk, Humbucker/Single Split ve Phantom Coil ekledik.

Artık bas gitara iyice dönüş yaptığım için, bu modifikasyondan sonra gitarı pek fazla çalmadım. Akışa ve dönüşüme inandığımdan, gitarın atıl durmak yerine yolculuğuna devam etmesi gerektiğine kanaat getirdim.

Ancak; Asım Abi’ye bu gitarı gelişigüzel satmayacağıma dair hayatta iken verdiğim bir söz vardı. O yüzden, öncelikle oğlu Evrencan Gündüz ile ve menajeri ile ayrı ayrı temasa geçtim, ancak bir ses çıkmadı.

Sonrasında; Asım Abi’nin, vefatından 2 ay önce kızının adını koyacak kadar samimi olduğu bir arkadaşı ile yollarımız kesişti; ismi bende saklı. Bu gitarı bu kişiye ve sonrasında kızına aktarmanın, Asım Abi’nin de onaylayacağı bir karar olduğuna vicdanen kanaat getirdim. Gitar, artık yeni sahibinde.

Sonuç

Asım Abi ile tanışıp çaldığımız mekan, kendisi elini çektikten sonra sonra Roma Bar diye pop çalan bir yere dönmüştü. Gördüğüm kadarıyla şu anda çiçekçi olmuş.

Asım Abi’den, hem müzisyen hem de abi olarak çok şey öğrendim. Aramız her zaman iyiydi; ve o zamanlar çok genç olmamıza rağmen bize her zaman nazik, anlayışlı ve destekleyici bir şekilde yaklaştı. Bunun yanı sıra, tanıdığım en komik ve matrak insanlardan biriydi – yanında gülmeden birkaç dakika bile geçiremiyorduk.

Bir insanı gülümseyerek hatırlayabilmek, o insandan geriye kalabilecek en güzel şeylerden biri olsa gerek.

Son olarak; aşağıdaki fotoğrafı arşivlerden bulup benimle paylaşan Güray Oskay‘a teşekkürler!

performance Blues Bar (Awesome) 4

Author: Dr. Kerem Koseoglu

Mostly harmless

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s