Kuran’da Oruç

Oruç, Kuran’da öğütlenmiş ibadetlerden biridir. Bu konuda sık sorulan bazı sorulara cevap vermeye çalışacağım.

Ayetler

Önce bu konudaki ayetleri inceleyelim. Bunlar, ekseriyetle Bakara Suresi’nde toplanmışır.

“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye size de farz kılındı.

O, sayılı günlerdir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar bir yoksul doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendinedir. Oruç tutmanız, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.

Ramazan ayı, içinde insanlara doğru yolu gösteren, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan, bir rehber olmak üzere Kuran’ın indirildiği aydır. Sizden kim o aya erişirse oruç tutsun. Hasta olan veya seferde bulunan, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Sayıyı tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı yüceltmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.” (2:183-185)

“Oruç gecesi kadınlara yaklaşmanız helal kılınmıştır. Onlar sizin giysiniz, siz de onların giysilerisiniz. Allah sizin benliklerinize yazık etmekte olduğunuzu bilmiş, tevbelerinizi kabul edip, sizi bağışlamıştır. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdığı şeyi arayın. Tan yerinde beyaz iplikle siyah iplik ayırt edilinceye kadar yiyin için, sonra da orucu geceye kadar tamamlayın.” (2:187)

Fikir birliği

Önce, bu ayetlerde tüm yorumcuların fikir birliği yaptığı noktaları ifade edelim.

Oruç, Kuran ile başlamamıştır; Kuran öncesinde de var olan bir uygulamadır. Kuran’da tarif edilen oruç, Ramazan ayı boyunca; günün belli saatleri arasında tutulur. Oruç kapsamında; yememek, içmemek ve cinsellik yaşamamak vardır.

Oruç birinci tercih olmakla birlikte, gücü tutmaya yetmeyenlerin kefaret olarak fakirleri besleme esnekliği verilmiştir. Ramazan sırasında oruç tutulamayan istisnai günler, sonradan tamamlanabilir – yani kaza orucu vardır.

Orucun insana çeşitli faydaları bulunur. Bunlar arasında; fakirin ve açın halinden anlama yönüyle empatiyi geliştirmek, açlığa dayanma yönüyle iradeyi geliştirmek ve bedenin düzenini değiştirerek hayvansal tabiatın tasmasını kuvvetlendirmek gibi noktalar sayılabilir.

Fikir ayrılığı

Şimdi de, yorumcuların fikir ayrılığı yaşadığı bazı detay noktaları ele alalım.

Bazı bilim insanları orucun bedene de çok faydası olduğunu söylerken, bazıları zararlı olabileceğini ve özellikle hasta ve yaşlıların doktor onayı olmadan tutmasının riskli olduğunu söylemektedir.

Kişisel kanaatim: Oruç tutmanın hastalık yaratma ihtimalinin olduğu bünyelerde, Kuran’ın esnekliğinden faydalanıp fakirleri doyurmak daha uygun olabilir. Onun haricinde; manevi faydaları, fiziksel zorlamadan daha fazladır. Bu faydalardan bazıları, zamanla anlaşılabilir.

Pek çok yorumcu; ideal durumda orucun zihinsel & duygusal & sosyal olarak da tutulması gerektiğini ifade etmektedir. Bazı yorumcular, orucun fiziksel içeriğine oruç saatlerinde konuşmamayı da dahil etmektedir.

Kişisel kanaatim: Kuran’daki her ibadet gibi; orucun da sadece fiziksel form & ritüel olarak değil, zihin & duygu & ruhun dahil edildiği bir şekilde ifa edilmesi şüphesiz faydasını arttıracaktır.

Bazı yorumcular, hiç oruç tutmamanın kabul edilir gerekçesini sağlık ve yaş gibi belli kriterlerle sınırlamaktadır. Kazaya bırakmanın kabul edilir gerekçesini de, belli bir mesafe yol gitmek gibi sayısal koşullara bağlamaktadır.

Kişisel kanaatim: Bu konularda Kuran’da net yazılmış bir kriter yoktur. Bu tarz görüşlerin Kuran metninde olmadığı net bir şekilde ifade edilmelidir. Oruç tutmamanın gerekçesi vicdana dayandırılabilir. Tutabilecek olmasına rağmen bahane bulanın da, tutmak istemesine rağmen şartlarından ötürü tutamayanın da kalbindekini Allah şüphesiz bilmektedir. Yani Allah’ı (haşa) kandırmak mümkün değildir. Daha fazla bilgi için: Kuran’da Kademeli Yaklaşım

Orucun hangi saatler arasında tutulacağı konusunda da farklı görüşler vardır. Örneğin; Diyanet orucu ezan saatleri arası uygulatırken, bazıları güneşin gerçekten doğduğu ve battığı saatleri takip ederek o arada oruç tutmaktadır.

Kişisel kanaatim: Ek olarak, Arabistan’da Kuran’ın indiği dönemki Ramazan ayında siyah – beyaz ipliğin ayrılabileceği saat ile gecenin başladığı saatin arasındaki süre hesaplanarak buna göre de oruç tutulabilir. Herkes vicdanına uygun yorumu seçecektir.

Oruç tutamayanların fakirleri hangi oranda doyurması gerektiği konusunda da görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Bu görüşler çok çeşitlilik gösterdiğinden, merak edenleri araştırmaya davet edelim.

Kişisel kanaatim: Maide Suresi 89. ayette; yemin bozmanın kefareti olarak fakirleri doyurmaktan bahsedilirken, bunun ölçüsü “Ailenize yedirdiğinizin ortalama seviyesi” olarak verilir. Aynı ölçü oruç için de baz olarak alınabilir.

Orucunu kasten bozanların 60 gün boyunca oruç tutması gerektiği gibi yaygın bir görüş bulunmasına rağmen, bu görüşün kaynağı Kuran değildir – yani Kuran’da böyle bir emir yoktur. İşin aslı, iradesi yetmediği için gün ortasında orucunu bozan kişinin hükmüne dair net bir ceza veya yaptırım da yazmamaktadır. Bu konudaki 60 günlük oruç görüşü, hadise dayanmaktadır.

Ekstrem durumlar

6 ay gündüz yaşanan kutuplarda, gecenin sadece 2-3 saat sürdüğü kuzey ülkelerinde veya diğer gezegenlerde nasıl oruç tutulabileceği, sık sorulan bir sorudur.

Bu durumdakiler; cevabı vicdanları ve Kuran’ın esnekliğini bir araya getirerek bulabilir.

Gücü yeten ve sağlığını tehlikeye atmayacak olan kişiler, günün uzun sürdüğü yerlerde oruç tutmayı deneyebilir. Kuran, çok sıcak bir ülke olan Arabistan’a inmiştir ve orada da oruç şartları pek kolay sayılmaz.

Gündüz – gece kavramının kaybolduğu kutup, farklı gezegen gibi yerdekilere gelince… Bu kişiler, (yukarıda belirttiğimiz hesapla) Kuran’ın indiği zaman ve mekanda siyah – beyaz ipliğin ayrılabileceği saatle gece saati arasındaki süreyi hesaplayıp, bu süre kadar oruç tutabilir.

En yakındaki makul ülkenin oruç saatlerinin baz alınabileceğini söyleyen yorumcular da bulunmaktadır.

Şartlar oruca hiç elvermiyorsa, bu durumda fakirleri doyurmak konusundaki esneklik uygulanabilir ve (fiziken olamasa da) zihnen, duygusal olarak ve ruhen oruca uygun bir ay geçirmeye çalışılabilir.

Author: Dr. Kerem Koseoglu

Mostly harmless

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s