life, yoga

Siddashram

Bu sene, Özge ile birlikte bir haftamızı ayırdık ve sevgili Adnan & Lourdes Çabuk hocaların Alanya Siddashram‘da yürüttüğü yoga & arınma kampına gittik. Her açıdan, hayatımızdaki en faydalı haftalardan biriydi diyebilirim. Bu yazıda, kamp ile ilgili izlenimlerimi paylaşacağım.

Hemen belirtelim; kampa gitmek isterseniz, Adnan Çabuk Hoca ile doğrudan temasa geçebilirsiniz. Numarası: ‭+90 (533) 777 86 40.

Nasıl Gittik?

Bu sene, aynı zamanda “Acemi Yoginin El Kitabı“nın yazarı olan değerli dostumuz Esra Karaosmanoğlu ile Hindistan’a gitmeyi düşünüyorduk. Ancak, elde olmayan sebeplerden ötürü bu tura katılamadık. Bunun üzerine Esra, bize kendi hocası olan Adnan Çabuk’tan bahsetti ve onun kampını önerdi. Burada, gerçek bir Ashram ortamını deneyimleyebileceğimizi söyledi.

Kısa bir görüşme ve organizasyon sürecinin sonunda, Alanya Toroslar’da bulunan kampta iki kişilik yerimiz hazırdı. Günü geldiğinde, uçakla Alanya’ya gittik ve otogarda buluşarak Siddashram’a vardık.

Ashram Ortamı

“Bir Ashram nasıl olur?” sorusunu hakkında, Hindistan’da uzun süre geçiren ve ilk meditasyon hocam olan Nilgün Barkın sayesinde biraz fikrim vardı. Siddashram’daki ortam, gerçekten de duyduklarımla örtüştü. Bu açıdan Adnan Çabuk’a şükranlarımızı sunalım; uzun yıllarını geçirdiği ve gözlemlediği Hindistan’daki Ashram ortamını tabir-i caizse ayağımıza kadar getirmiş.

Siddashram, doğanın ve yeşilliklerin tam ortasında yer alıyor. Sevgiyle ve yoğun emekle kurulmuş olan Ashram’ın inşası sırasında dahi hiçbir hayvana zarar vermemek için azami dikkat gösterilmiş.

Ashram’ın her yerinde üzüm salkımları ve meyve ağaçları var, elinizi attığınız anda taze meyveler hazır. Bunun dışında; odalar ve çardaklar var. Hangisinde kiminle kalacağınızı hocalar belirliyor. Çift olarak gidenlerin ayrı odalarda kaldığını da belirtelim.

Yoga, yürüyüş, vb bir amaçla toplanmak gerektiğinde, hocalar bunu haber veriyor ve birkaç dakika içinde avluya gelmemiz bekleniyor. Zamanı düşünmeden yaşayabilmek anlamında büyük bir lüks.

Ashram’ın genel düzeni ve temizliğinden tüm katılımcılar sorumlu. Herkes kendi bulaşığını yıkıyor, yastıkları düzgün bırakıyoruz, (varsa) gördüğümüz atığı kaldırıyoruz; vb.

Ashram’da az ve gerektiğinde konuşmak makbul sayılıyor.

Ashram’da Bir Gün

Ashram’daki ortam ve alışkanlıklar, günlük hayattan biraz farklı.

Hayat, sabah erken uyanarak başlıyor ve ormanda yürüyüş yapıyoruz. Akabinde Ashram’a dönerek hocalarımızın hazırladığı taze içeceği içiyor ve sabah yogamızı yapıyoruz. Yogadan sonra, bir başka içecek bizi bekliyor ve sonrasında kahvaltımızı tamamlıyoruz. Kahvaltı sonrasında serbest zaman var.

Öğle yemeğinde, Lourdes Hoca’nın taze sebze ve bakliyat ile hazırladığı nefis bir menü bizi bekliyor. Öğle yemeğinden sonra yine serbest zaman var.

Serbest zamandan sonra, çay ve sohbet ile grup bir arada oluyor. Akşama doğru yoga çalışması veya benzeri bir aktiviteden sonra hafif & besleyici akşam yemeği geliyor.

Ashram’daki Özel Günler

Ashram’daki ilk günlerde biraz baş ağrısı olabiliyor. Lourdes Hoca; güneşin toksinlerin atılmasında yardımcı olduğunu ve vücut toksin yakıp fazlalıklardan arındığı için ilk günlerde baş ağrısı olabileceğini söylemişti. Ek olarak; yüksek miktarda temiz hava, hava değişimi, sıcak gibi sebepleri olabilir.

Bir gün, inziva günü ilan ediliyor. O gün arkadaşlarımızla konuşmak, iletişim kurmak yok. Ancak önemli durumlarda hocalarla konuşulabiliyor. Benim en dingin günüm oldu diyebilirim.

Bu günün başarılı olduğu durumda, mükafat olarak ertesi gün mayolarımızı alıp çaya iniyoruz. Aynı zamanda içilebilen buz gibi çay suyu, herkes için serinletici ve ferahlatıcı oluyor. Çay kenarında gördüğümüz yengeç, bize suyun temizliği konusunda güvence vermiş oldu.

Bizim Ashram ziyaretimizde, milli takım spor doktorlarından Mustafa Bey ile bir araya gelecek kadar şanslıydık. Pek çok katılımcının bel, bilek, boyun, vb problemlerini tespit edip, doğru müdahale ile yardımcı oldu.

Bilgi Zenginliği

Adnan Çabuk Hoca, çok uzun yıllarını yoga ve sağlıklı yaşama adamış. Hindistan’daki mağaralardan tutun, büyük guruların yanına kadar pek çok yerde bulunmuşlar ve konularını bilimsel araştırmalarla da desteklemişler. Kamp boyunca cevapsız kalan hiçbir soru olmadı.

Hocalara gün boyu erişebiliyorsunuz. Yemekler sırasında herkesin ilgileneceği bilgiler aktarıyorlar, ancak özel sorularınızı da ne zaman isterseniz sorabiliyorsunuz. Kundalini, çakra sistemi, göz sağlığı, migren gibi pek çok sorumuza isabetli ve net cevaplar aldık.

Yoga, 8 bileşenden oluşan bir sistemdir. Türkiye’de gittiğim merkezlerde, genelde sadece duruşlar ve nefes üzerine odaklanıldığını gördüm. Adnan Çabuk, bu 8 basamağın tamamından bahsetti ve bunları Ashram’da belli bir ölçüde deneyimlememizi sağladı. Bunun yanı sıra; sufizm gibi başka yaklaşımlardan da bahsederek, sentez yapabilmemiz için gereken farklı bakış açılarını sundu. Kanaatimce; burada atılan tohumu sulayan biri, yoga yolunda sağlıklı ilerleyebilir.

Hangi duruş sağlıklı, hangisi riskli, hangi amaçla hangi nefes tekniğini kullanabiliriz, nefes alıp verirken hangi oranda al-tut-ver yapmalıyız gibi bilgileri çok net ve doğrudan alma şansımız oldu.

Lourdes Hoca ise bilhassa doğru ve sağlıklı beslenme konusunda çok kıymetli bilgiler paylaştı. Kahvaltıda ne yenir, meyve ne zaman tüketilmelidir, hangi yağlar tüketilebilir, kan grubuna göre beslenme modeli, hangi gıdalar karıştırılmaz, süt / süt ürünlerinin durumu gibi sayısız konuda çok faydalı bilgiler aldık. Lourdes Hoca’nın yaşını söylemeyeyim; ancak yaşının sadece yarısını gösterdiğini söyleyebilirim – bu açıdan, verdiği bilgilerin doğruluğunu bizzat kendisinde görebiliyorsunuz.

Hocalar, başka bilgi kaynaklarına da açık. Kamp sırasında; benim naçizane Kuran araştırmalarımdan bahsettiğim bir bölüm yapıldı. Bunun haricinde, diğer katılımcıların psikoloji, sosyoloji, homeopati gibi konulardaki birikimlerini paylaşması için de fırsatlar verildi. Tüm bilgi kaynaklarına açık bir paylaşım ortamı oluşması, sinerji ve çeşitlilik açısından çok hoştu.

Sonuç

Sonuç olarak; kamptaki bir hafta hem uzundu, hem de su gibi akıp gitti. Evimize daha bilgili, biliçli, sağlıklı, arınmış ve yeni hayat alışkanlıkları kazanmış olarak döndük.

Vakti olan herkese, kendine bir iyilik yapıp bu kampa katılmasını tavsiye ediyorum. Katılıcılarımız arasında yoga hocalarından ilk kez yoga yapanlara kadar her tür insan vardı ve hiç kimse geride kalmadı; tecrübeniz azsa endişe etmeyin.

Tekrar belirtelim; kampa katılım için Adnan Çabuk Hoca ile doğrudan temasa geçebilirsiniz. Numarası: ‭+90 (533) 777 86 40.

Bu yazıyı sizlerle paylaşmam konusunda onay & izin veren değerli hocalarıma, tüm katkıları için tekrar teşekkür ederim.

Standard
life, philosophy

They Make You Feel Inferior

Many organizations do it.

They make you feel inferior about intangible factors by showing you supposedly superior benchmarks. They follow with an insidious suggestion that you can somewhat close the gap if you purchase their commodities.

Lies

Some fashion companies show you desirable models; and plant the idea that desirable people use their products. Your subliminal function starts to believe that you will be desirable if you purchase some of their commodities.

Some entertainment companies show you elegant characters in their movies; and while selling you tickets already, they plant the idea for your next purchase that you can be elegant if you purchase the commodities you see in the movie.

Some instrument companies show you virtuoso players; and plant the idea that you can improve your music if you purchase the gear they use.

Some food companies couple healthy people with their products via ads & articles; and plant the idea that you will be unhealthy if you don’t consume their products.

Even drug lords do it. They impose the false belief that using drugs will make you cool by furtively annunciating that your favorite artists use drugs. Thug life video series is also part of the plan – they plant the false belief that winners have hats, sunglasses and smoke pot.

The Truth

The truth is; hygiene factors (commodities) can’t make up for lack of motivators (character).

If you are desirable, any garment will look good on you. Garments won’t make you desirable.

If you are elegant, it doesn’t really matter which commodity you use. Commodities won’t make you elegant.

If you know music, you can make good music with any instrument. You don’t need an expensive guitar; it won’t improve your music dramatically.

You can’t make it rain by opening your umbrella.

Misdirection

Self improvement is a natural orientation, and there is nothing wrong with it. You can choose a journey towards a higher version of yourself.

But that is an internal journey.

The organizations in question are repulsively using your natural aspiration for growth against you. They maliciously manipulate your psychological mechanism to create a misdirection.

You are deceived with an illusion that you will satisfy your spiritual demands if you simply give them money in exchange for their trifling products.

The truth is; purchasing things doesn’t help. It even handicaps you from climbing the stairs towards your higher self.

Direction

We are all different mixtures, and each of us walk a different path. What you need to focus is the higher version of your original self.

You can safely ignore dishonestly idealized models, which only suggest that you are inferior and must buy their products if you want to catch up.

What you see and like in those models is merely the higher version of you. Not the commodities in their surroundings.

There is nothing to catch up. You are unique already, you are who and what you need to be. Instead of investing money on commodities crippling your growth, invest time on growing your original self.

That’s what you are really longing for. Not some object.

See your higher self, make a plan towards it, and walk the path.

That’s where you really want to be. Not some surrounding.

Standard
life, yoga

Cenk Güçbilmez ile Ses Masajı

Ses şifası konusuyla hem akademik, hem de pratik olarak ilgilenen değerli arkadaşım Cenk Güçbilmez; prova için bir araya geldiğimiz bir günde bana ses masajı yapmayı teklif etti. Bu yazıda, deneyimimi paylaşmak istiyorum.

Ses Masajı Nedir?

Ses masajının tanımını, doğrudan Cenk’in sitesinden alalım:

“Ses masajı, ses kaselerinin (ses çanakları) kişinin giyinik bedeninin belli yerlerine konulup, çanaklara nazikçe vurulması sonucunda, ses çanaklarından çıkan titreşimlerin bedene yayılması temeline dayanır. Ses çanağının titreşimleri dalga dalga önce deri yüzeyinde, sonra dokularda, sonra organlarda, kemiklerde yayılır. Bazı hassas kişiler bu titreşimleri ayak tabanlarından saç diplerine kadar hissedebilirler. “

İşin gerçeği, bu masaj sırasında terapist bedeninize dokunmuyor bile. Bunun yerine, vücudun belli bölgelerine koyduğu metal kaseleri çan gibi çalarak, titreşiminin o bölgeye yayılmasını ve nüfuz etmesini sağlıyor.

Anladığım kadarıyla; bu titreşim, özellikle çakra noktalarının uyarılmasını sağlayarak aktivasyon ve dengelenmeye yardımcı oluyor. Belki biraz akupunktura benzetilebilir.

Deneyimim

Benim deneyimimi sorarsanız; elektrik veren fizik tedavi cihazlarının akımına benzer bir akım hissettiğimi söyleyebilirim. Cenk‘in ayak, bel, omuz gibi çeşitli yerlere koyup çaldığı kaseler, bana bunu hissettirdi.

Ancak benim için en büyük sürpriz, göğüs bölgesinde oldu. Cenk göğüs bölgesine uygulama yaptıktan sonra, beni ciddi bir öksürük tuttu. Kendimi tüy yumağı çıkarmaya çalışan bir kedi gibi hissederek, sanki göğsümden / genzimden bir şey atmak istiyormuş gibi, yarım saat kadar epey öksürdüm.

Ama bu sağlıklı bir öksürüktü diyebilirim; midenizi bulandırmayayım ama fiziksel anlamda bir şeyler sökülüp atıldı.

Göğüs bölgesinde benzer bir deneyimi bir keresinde yoga sırasında da yaşamıştım, ancak bu daha çok duygusal bir patlama / rahatlamaydı. Fiziksel bir şeylerin de sökülüp atıldığını görmek, kase masajının etkisini birinci elden gördüğüm anlamına geliyor.

Cenk, fiziksel birikimin duygusal / ruhsal birikimle paralel olduğunu ifade edip, “blokaj açma” terimini kullandı. Bana birer hafta arayla 3-4 seans daha yapmamızı önerdi. Henüz gidemedim, ancak bu etkiyi gördükten sonra tekrarlamak istiyorum.

Cenk‘in de öngördüğü gibi, öksürük bittikten sonra toparlandım ve vücudumda genel bir rahatlama ve akış hissi kaldı. O akşamki uykum ise çok rahattı.

Sonuç

Deneyimlerim bu şekilde. Seanstan çok rahatlamış ve memnun halde ayrıldım. Ses masajı ve diğer ses şifası teknikleri ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz, doğrudan Cenk ile temasa geçebilirsiniz.

Standard
life

Best Style For Street Fights

Due to my humble background in martial arts, I’m occasionally asked about the best style for street fighting. Obviously, this is a question without universal rights and wrongs. Nevertheless, I would like to share some of my opinions.

Please note that this is a subjective opinion article; I don’t mean to praise or disrespect any martial art style.

The scope of the article is casual practice for street defense. If you are interested in philosophy / cardio / chi power / pro fighting / etc, this article is probably not the source you are looking for.

Street Basics

One should be aware that there are multiple distances in a fight.

  • Avoidance: This is the distance where you avoid the confrontation totally
  • Verbal: This is the distance where you exchange words
  • Kick: This is the distance where you can kick, but not punch
  • Punch: This is the distance where you can punch
  • Grapple: This is the close wrestle distance

Street fights are not fair, and they don’t have any rules. Your opponent may have a weapon, or multiple allies nearby; which you didn’t see yet. Therefore, it is a risky situation to start with.

In terms of self-defense and safety, one should prefer the former distances over the latter ones. If you can avoid the confrontation, do it. If you can talk out of it, do it.

If you can finish the fight with one good punch, do it and get away quickly. Because if you get the fight to the ground, someone else can hit you in the head with a steel pipe. Steel pipes hurt bad.

You get the idea. Bravery is good, but thinking that you are invincible is foolish.

Fighting Aspects

If you get into a fight despite your best efforts, you can’t foresee how the fight would develop. You might have room for punches only, your opponent can take it to the ground, you may face multiple opponents, etc.

Therefore, a fighting style focusing on only one aspect of fighting is generally not advisable for the street.

An oversimplified list of fighting aspects are;

  • Striking
    • Punches
    • Kicks
  • Grappling
    • Wrestling
    • Locks

If you are a boxer, you would know how to punch. But if the fight gets to the ground, you may end up being helpless despite knowing how to punch.

If you are a BJJ practitioner, you would know how to choke someone. But if your opponent lands a good kick on your liver, good luck trying to breathe.

You get the idea.

When picking a fighting style, you should preferably pick a style where you can focus on multiple aspects.

Which Style?

After the long introduction, here comes the vital question: Which style should I pick?

Ignoring all other factors and accepting a purely theoretical point of view, here is my subjective list of the most effective styles for the street.

Krav Maga is not even a martial art, it is a military system developed to survive on the street. It has collected arguably the easiest, dirtiest and most effective techniques from various styles. You can learn it relatively fast, and you wouldn’t need a lot of power & stamina to apply.

MMA is a close second. It is debatable if MMA is a style by itself; but MMA trainings include punches, kicks and grappling – a mixture you want to have in your toolbox on the street. The reason I put it after Krav Maga is, you still have some rules in MMA; like not kicking the balls. In a street situation, your opponent will make you spit your balls out with a single kick if he/she sees the opportunity.

Boxing lacks kicks and grappling, but it still has its solid place in the list. Most street fights start standing up and can be ended with a single good punch. Besides, the boxing footwork and defense is the base for any sparring situation.

Muay Thai can also be very effective because it adds up new tools on top of punches. However, Muay Thai partly relies on hardened bones; which requires a lot of wall punching & kicking – not necessarily the most realistic approach for casual practitioners.

Kickboxing could also be considered effective; however, I consider big kicks risky on the street. If you didn’t train enough, you may lose your balance during a kick and fall to the ground – which is something you want to avoid at all costs. So even if you train kickboxing, avoid the fancy kicks on the street.

Other Factors

Sparring, sparring, sparring… I can’t emphasize the importance of sparring enough. You can train all you want, but if you don’t put it into practice regularly, you probably can’t apply anything on the street either.

Frequency of free style sparring is maybe even more important than the style you pick. That’s where you learn how to confront someone, control your adrenaline, attack, defend, fall, stand up, feint, read your opponent, etc.

If a club offers daily sparring opportunities, you would want to prefer it over another club which offers monthly sparring; ceteris paribus.

Limits of your body is also a significant factor. If you have a disc hernia, for instance, you shouldn’t do any grappling and can lean towards boxing (with the approval of your doctor, of course).

Available teachers in your area is also a very important factor. If you find a very good boxing teacher with 10 medals, but the MMA trainers have never been in a real fight, you might prefer boxing for now. You can always train other styles later on.

The people you are going to train with can also make or break you as a fighter. You should be looking for a challenging but friendly and respectful environment, where your teachers and mates will help you grow while you help them too. Avoid fight cults blindly following an egomaniac teacher. Instead, look for a clean environment with a realistic & flexible mindset.

Unmentioned Styles

There are a lot of martial art styles I didn’t mention. You may be wondering why.

The first reason is; competition styles contain a lot of rules, which don’t exist on the street.

For instance; many karate competitions prevent face punching. If you train that for 10 years, your muscle memory can develop in such a way that your reflexes can’t even confront a basic punch. Your opponent would knock your teeth down your throat so hard you would have to drop your pants to chew your food.

Another reason is; a style focusing on singular aspect is a risky bet in a street fight.

For example; aikido assumes a certain starting position where the wrist or sleeve is held. If a wrist grab really occurs in a street fight, you can apply your aikido knowledge – but this is a very slim chance. I subjectively wouldn’t want to invest my time in a style which would help me only 5% of the time.

Wing Tsun assumes a peculiar starting stance, and focuses on arm based scuffles; where you seek an opening to apply your chain punches. Your training will definitely help you in a scuffle situation; but will this really happen in a street fight? I subjectively think that it is not very likely. Your opponent will swing a baseball bat to your head, that’s what will happen.

It must also be said that physical power, reflexes, talent, experience, etc. is as important as the style you pick. For instance; watch the videos of Emin Boztepe. He is a Wing Tsun practitioner, and despite what I said about the style itself, I am pretty sure that he’ll kick any *ss on the street.

Likewise; Royce Gracie forced many strikers into submission with his BJJ style, and I’m pretty sure he’ll do well on the street.

However; those are professional fighters. If you dedicate your entire life to any fighting style(s) and do lots of sparring, you will eventually get good.

This article considers casual practitioners visiting the dojo maybe 2-3 times a week. In that case; instead of focusing on the cream on the top, I recommend focusing on the bread-and-butter of fighting and picking a style that enables you focus on multiple aspects and do lots of sparring.

Conclusion

You need to be honest to yourself about your physical capability, the time you can invest, the teachers you can find in your area, the vague nature of street fights; and make a decision for yourself.

Remember that avoiding the street fight in the first place is probably a better strategy than fighting. A little respect, diplomacy and deterrence goes a long way.

Nevertheless; Sun Tzu said it well: “Better be a warrior in a garden than a gardener in a war”.

Standard
life

Trafikirler

Bu yazıda, bazı İstanbul trafik problemleri hakkında sesli (yazılı) düşüneceğim.

Cezalar

Trafik cezalarının gelire göre verildiği bir ülkede, kırmızıda geçen bir CEO’nun 60.000$ ceza ödediğini duymuştum. Mevcut cezaların herkes için caydırıcı olması adına fena bir fikir değil.

Otomobil; ulaşım aracı olmakla birlikte, sorumsuzca kullanılırsa insanların yaralanmasına ve ölümüne de yol açabilmektedir. Alkollü araç kullanan biri, başkalarının sağlığını ve hayatını tehlikeye attığı için, ruhsatsız silahla yakalanan biriyle aynı cezayı görse nasıl olur?

İstatistiklere göre; cep telefonu kaynaklı trafik kazalarının oranı, alkol kaynaklı trafik kazalarına gittikçe yaklaşıyor. Bu durumda; direksiyon başında telefon kullanan, sosyal medyada direksiyonda çekilmiş görüntü paylaşan, vb kişiler de aynı kapsama mı alınsa?

Emniyet şeridine keyfi giren araçlar; ambulansı yavaşlatarak, saniyelere bağlı yaşam / ölüm mücadelesi veren bir hastanın hayatını tehlikeye atıyor olabilir. Bu hareket de aynı kapsama mı alınsa?

Makas atmak? Aşırı sürat? Selektör yakıp tampona yapışmak?

Sürücü Farkındalığı

İncelemeler gösteriyor ki; araç yoğunluğunun dışında, trafiği tıkayan şeylerin başında hatalı şerit kullanımı ve değişikliği geliyor.

Şerit değiştirecekseniz, kimseye hız kestirmeyecek şekilde değiştirin. Yoldaki araç sayısı fazla ise, tek bir aracın hız kesmesi bile çok uzun bir kuyruğa yol açabiliyor.

Tıkalı trafikte boşuna şerit değiştirmeye çalışmayın, hangi şeritte olursanız olun aşağı yukarı aynı zamanda aynı yere varacaksınız.

Sağınızdakiler sizden daha hızlı gidiyorsa, yanlış şerittesiniz; daha yavaş bir şeride geçmelisiniz. Uygun bir zamanda sağ şeritlere geçin. Arkanızdan her gelen sizi solluyorsa da aynı şey geçerli.

Solunuzdakiler sizden daha yavaş gidiyorsa, yanlış şerittesiniz; daha hızlı bir şeride geçmelisiniz. Uygun bir zamanda sol şeritlere geçin.

Tüm şeritler size yavaş geliyorsa, problem muhtemelen sizsiniz, bir nefes alıp daha sakin ve uyumlu kullanmaya çalışın. Şehir içinde hızınızı %20 düşürmeniz, varış zamanınızı pek az fark ettirir.

Son Söz

Çocukluk arkadaşını trafikte kaybetmiş biri olarak, trafikteki birinci önceliğin herkes için güvenlik olmasını umuyorum.

Standard
life

Neden İngilizce Yazıyorum

Click here for the English version of this article

Bana sık sık sorulan bu sorunun cevabını paylaşmak istiyorum.

Neden İngilizce?

İngilizce, dünyanın ortak dili haline gelmiştir. Bugün bir Fransız, Japon, İtalyan, Alman ve Rus bir araya geldiğinde İngilizce konuşmaktadır. Dolayısıyla; tüm dünyayı ilgilendirebilecek yazılarımın İngilizce olması akla yatkındır.

Teknik yazılarım ve globalde yayınlanan son kitabımdan ötürü, epey yabancı takipçim var ve Türkçe bilmiyorlar.

Daha yakın çevreme baktığımda ise, yine hatırı sayılır ölçüde Türkçe bilmeyen kişi görüyorum.

  • Teyzem İsviçreli biriyle evli, ailenin o tarafı sadece İngilizce ve Almanca biliyor.
  • Bir süre Almanya’da yaşadım, oradaki arkadaşlarım Türkçe bilmiyor.
  • Türkiye’deki yabancı arkadaşlarımın bir kısmı iyi Türkçe bilmiyor.
  • Türk arkadaşlarımın ise çok büyük bir kısmı zaten İngilizce biliyor.

Bu gerekçeler, beni genelde İngilizce yazma konusunda motive ediyor.

Ne Zaman Türkçe?

İngilizce bilmeyen Türkler olduğunun ve yazılarımın onlar tarafından anlaşılmıyor olabileceğinin farkındayım.

Bu sebeple, sadece Türkiye’yi / Türkler’i ilgilendiren yazılarımı Türkçe yazıyorum. Bunun yanı sıra; İngilizce kaynaklar olmasına rağmen Türkçe kaynak sıkıntısı olan konularda da Türkçe yazmaya gayret ediyorum.

Bu konuda bazı örnekler; teknik kitaplarım, makalelerim ve Kuran Rehberi olabilir.

Sonuç

Genel motivasyonum; İngilizce yazma yönünde. Yazdığım her yazıyı Türkçe, İngilizce ve Almanca’ya çevirebilmeyi isterdim, ona da vaktim yok.

Ancak, çevrimiçi tercüme araçları gittiçe gelişiyor; bir gün hangi dilde yazarsam yazayım herkesin kendi bildiği dilde okuyabileceğini umuyorum.

Standard
life

Burun Açan Aktar Formülü

Burnu tıkalı olan veya solunum güçlüğü çekenler için, sihirli bir aktar formülü paylaşmak istiyorum. Alerjisi veya rahatsızlığı olanlar dikkat etsin; denemeye karar verenler sorumluluğunu almış sayılır.

Aktardan kekik yağı (suyu değil) ve China Oil edinin. Bir fincana, 10-15 damla kekik yağı ve China Oil dökün.

Kettle’da su ısıtıp, fincanı sıcak suyla doldurun.

Lavaboda, bu sıcak suyu burnunuzdan ve ağzınızdan soluyun.

Karışım çok kuvvetli olduğundan, en başta alışana kadar ufak ufak çekmenizi tavsiye ederim. Ayrıca gözlere de dikkat, yanabilirler. Bir süre soluduktan sonra, burun ve boğaz yolları akacak ve açılacaktır.

Standard